Etiketler: Fen ve Teknoloji Dersi
En Kral Reklam Yeri Bir Daha Bulamazsınız.
Bu sitenin bir grubu olan www-utkuhanlabilim.tr.gg
Buraya sitenizin reklamını vermek için tıklayın.
Reklam vermek ücretsiz.
Etiketler: Reklam Ver
Etiketler: Dizi Vidyoları
1876'da Telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell, 1847 de İskoçyada Edinburgh da doğdu. Ontario ya yerleşti, daha sonra Amerikaya, ve Boston'a yerleşti. Aslında Graham Bell, sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı. Telefonun yaratıcılarından olan Graham Bell'in annesi doğuştan sağırdı. Dedesi ve babası yıllarını sağırlara adadı. Özellikle babası sağırlara duymasalar bile konuşmayı öğretmenin yollarını geliştirmeye çalıştı. İki kardeşi veremden ölünce, babası kalan tek oğlunun sağlığı için Kanada'ya göçtü. Babasının ölümünden sonra onun çalışmalarını tanıtmak ve yaymak için çabalayan Graham Bell ABD'ye gitti. Burada bir süre sağırlara dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu. Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çağrıldı. İngiltere'de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin işitme fizyolojisine ilişkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile aktarılabilineceği düşüncesi üzerinde yoğunlaştı. Bu sırada başka bilim adamları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. İlisha Gray bunlardan biriydi. İngiletere'den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik destekle yaşama geçirmeye ve işitme engelliler için duymalarını sağlayacak aletler yapmaya girişti. Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiğinde kendisine Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Şubat 1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı başvuru yaptı. Bell'e 7 Mart günü istediği patent verildi. 174.465 nolu patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Watson'u yardıma çağırdı: "Bay Watson, çabuk buraya gelin. Sizi istiyorum." Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 125 yıl önce 10 Mart günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell'in sesini "telefon"dan duydu. ABD'nin 100’üncü kuruluş yıldönümüne denk gelen bu buluşu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi. Eşi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve daha sonra evlendiği Mabel'e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eşini ne de sağırları unuttu. Eşine yazdığı bir mektupta "Eşin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa olsun, emin ol sağırları ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir" diye yazmıştır. Bugün öne çıkan buluşlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoğu sağırlık konusundaydı. Sağır annesinin ve eşinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi başardı. "Gramofon"dan kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander Graham Bell Sağırlar Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa hizmetinden dolayı onur ve para ödülü verdi. Verilen parayı Washington'da Sağırlar için Volta Enstitüsü’nü kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliştirmek için Bell teknik sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden Gray'a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi. 1880 yılında Bell'e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi. Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell'e telefonla seslendi "Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın." Bell şapkasını salladığında artık telefon doğumunun ardından emeklemeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu. Telefon yakın yıllara dek Türkiye'de olduğu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek memur yerine kadın memurun çalışması geleneği başladı. İlk kadın santral memuru da Boston'da çalışmaya başlayan Emma Nut oldu. Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan "manyetolu telefon" görüşmeleri 1899 yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleşmeye yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu değil cenaze levazımatçısıydı. Rakibinin eşi telefon şirketinde çalışıyordu. Cenaze işleri için Strowger'ı arayanları bu memur kendi eşine bağlıyordu. Bu zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger otomatik santralı yapmayı başardı. Halk yeni telefona "kızsız telefon" adını taktı. Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler, onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden bulundu. Kısa sürede New York sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama değişik biçimlerde girmeye başladı. O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı: "Sohbet. Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat..." Bell 1915 yılında New York'u San Francisco'ya bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson'a "Watson seni istiyorum, buraya gel" dedi. Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller arasında kıyasıya bir savaş başladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro, opera, konser salonlarına bağlanan telefon "Tiyatrofon" hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye başladı. Bu evlere ve iş yerlerine yayıldı. Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı. Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediği National Geographic dergisindeki yöneticiliğiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan ABD Başkanı Garfield'ın bedenindeki kurşunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen'in X ışınları ile tanıyı geliştirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleştirdi. 1893 yılında telefon ile ilgili gelişmeleri kaleme alan bir yazar gözlemini şöyle dile getirdi: "Şu anda duyabildiğimiz sanatçı ve şarkıcıları bir süre sonra insanlık görmeyi de başaracak." Bu sözler "televizyon" özlemi olarak yorumlanmasına karşın gelişen teknoloji görüntülü cep telefonlarını, internet üzerinden canlı yayınla iletişimi işaret ettiğini göstermektedir. Bilimkurgu severler ise "Uzay Yolu" filminden esinlenerek insanların ışınlanmalarından, insanların bulundukları yerde başka bir yerdeki olayı üç boyutlu olarak ekranlarda görerek ya da duyarak değil hissederek elde edeceği günleri tartışıyor. Sağırlığa karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı "çan" resimleri kullanıldı...
Etiketler: Bilim Adamları
(? - 1495)İ15. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet ve II. Beyazıd dönemlerinde yaşamış meşhur matematikçilerdendir. Sinan Paşa’nın ve Ali Kuşçu’nun talebesi olmuş, Ali Kuşçu’dan öğrendiği matematik bilgilerini Sinan Paşa’ya aktarmıştır. Böylece Sinan Paşa, onun vasıtasıyla matematik öğrenmiştir. Sinan Paşa’nın tavsiyesiyle, Fatih, Molla Lütfi’yi, özel kütüphanesinin müdürlüğüne getirmiştir. Molla Lütfi, bu sayede pek çok değerli kitaptan değişik bilimleri öğrenme fırsatına sahip olmuştur. Sinan Paşa, Fatih tarafından Sivrihisar’a sürülünce, Molla Lütfi de hocası ile birlikte gitmiş, Sultan II. Beyazıd’ın tahta çıkmasının ardından hocasıyla birlikte İstanbul’a dönmüştür. Önce Bursa’daki Yıldırım Beyazıd Medresesi’nde, sonra Filibe’de ve Edirne’de medrese hocalığı yapmıştır.Molla Lütfi, çevresindeki devlet erkanına ve bilginlere latife yaparak onları eleştirdiğinden, çoğu kimse tarafından sevilmezdi. Fatih Sultan Mehmet’le bile iki arkadaş gibi şakalaşırdı. Kendisini çekemeyen bazı kimselerin, dinsizlik suçlamaları nedeniyle kovuşturmaya uğradı ve Sultan Beyazıd döneminde idam edildi. Ölümü üzerine pek çok kimse yas tutmuş, tarihler düşmüş ve şehit sayılmıştı.Molla Lütfi’nin, çoğu Arapça olan eserleri 17. yüzyıla kadar elden düşmemiştir. Taz’ifü’l-Mezbah (Sunak Taşının İki Katının Bulunması Hakkında) adlı kitabı iki bölümden oluşur. Birinci bölümde kare ve küp tarifleri, çizgilerin ve yüzeylerin çarpımı ve iki kat yapılması gibi geometri konuları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise meşhur Delos problemi incelenmiştir. Molla Lütfi’nin, bu problemi, İzmir’li Theon’un eserinden öğrendiği anlaşılmaktadır. İzmir’li Theon, İskenderiye kütüphanesinin müdürü Eratosthenes’e atıfla, Delos adasında büyük bir veba salgını çıkınca, ahalinin, Apollon rahibine müracaat ederek bu salgının geçmesi için ne yapmak gerektiğini sorduklarında, rahibin tapınaktaki sunak taşını iki katına çıkarmalarını tavsiye ettiğini, böylece kolaylıkla çözülemeyecek bir matematik problemi ortaya çıkmış olduğunu yazar. Mimarlar bu işi başaramıyınca, Platon’un yardımını isterler. Platon, rahibin sunak taşına ihtiyacı olduğundan değil, Yunanlılara matematiği ihmal ettiklerini ve küçümsediklerini söyleme maksadında olduğunu bildirdikten sonra, problemlerin orta orantı ile çözüleceğini ifade etmiştir. Molla Lütfi, işte bu hikayeye dayanarak eserini yazmıştır. Kitabında, küpün iki kat yapılmasının, yanına başka bir küp ilave etmek demek olmayıp, onu sekiz defa büyütmek demek olduğunu açıklar. Molla Lütfi Mevzuatü’l Ulüm (Bilimlerin Konuları) adlı eserinde de yüz kadar bilimi tasnif etmiştir.
Etiketler: Bilim Adamları
9. yüzyılın başlarında dünyaya geldiği kabul edilen ünlü matematik ve astronomi bilgini Ahmet Ferganî, çağının bilim ve kültür merkezlerinden olan Türkistan’ın Fergana bölgesindendir. Bilim ve kültür tarihimizin birinci elden kaynakları olan tezkireler (biyografik eserler)de doğum tarihi ile ilgili bir bilgi bulunmamakla birlikte kendisi gibi bir astronom olan babasının adının Muhammed, dedesinin ise Kesir olduğu kayıtlıdır.Ahmet Ferganî, ilk öğrenimini ünlü bilginlerin yetiştiği Fergana’da yaptı ve büyük bir ihtimalle astronomi konusundaki bilgilerini babasından aldı. Belli bir seviyeye geldikten sonra da mevcut bilgilerine yeni bilgiler katmak amacıyla da, çağının bilim, kültür ve aynı zamanda halifelik merkezi olan Bağdat’a geldi. Ömrünün yarısına yakınını burada geçiren Ferganî, kısa sürede matematik ve astronomi konularındaki bilgisini Bağdat bilim çevresine kabul ettirip, bilimin gelişmesine olan katkılarıyla bilim tarihinde adlarından övgüyle bahsedilen Abbasi halifelerinden Me’mun ve el-mütevekkil döneminin en ünlü bilginleri arasına girdi861 yılında halife el-Mütevekkil tarafından Nil ırmağı kıyısında yapılan ölçüm işlerini yürütmesi için Mısır’a gönderilen Ferganî’nin, bundan sonraki yaşamı bilinmiyor
Etiketler: Bilim Adamları
Kendisi dünyada ilk kez uçmayı başaran Türk bilginidir. Onyedinci yüzyılda yaşadığı, 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan Dördüncü Murad zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir.
Evinde deneylerle uğraşıp, çeşitli konularda araştırmalar yapan Hazerfan Ahmed Çelebi, İsmail Cevheri adlı bir başka Türk bilginini örnek alarak, bugünkü hava taşıtlarının ilkel şeklini gerçekleştirmişti. Kuşların uçuşunu inceleyerek tarihi uçuşundan önce hazırladığı kanatlarının dayanıklılık derecesini ölçmek için, Okmeydanı’nda deneyler yapmış ve bir sabah kıyılarda biriken İstanbul halkının gözleri önünde, Galata kulesinden kendisini boşluğa bırakarak, kanatlarını hareket ettirerek boğazı aşmış ve Üsküdar semtine inmiştir.
Sarayburnu’ndaki Sinan Paşa köşkünden bu durumu seyreden Sultan Dördüncü Murad, Ahmed Çelebi ile önce çok yakından ilgilenmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli bir adamın varlığından kuşkuya düşerek onu Cezayir’e sürgün etmiştir. Ahmed Çelebi orada vefat etmiştir.
Etiketler: Bilim Adamları
Etiketler: Canlı Tv İzle
(1823-1895) 19. yüzyıl Türkiye’sinin önde gelen bilim ve devlet adamlarındandır. Asıl adı Ahmed’dir ve Cevdet mahlâsını, İstanbul’da öğrenim gördüğü sırada şâir Süleyman Fehim Efendi’den almıştır.
1839 yılı başlarında, büyükbabası tarafından tahsil görmesi için İstanbul’a gönderilmiş olan Ahmed Cevdet Paşa, burada kısa sürede kendini göstermiş ve devrin önemli bilim adamları olan Hâfız Seyyid Efendi, Doyranlı Mehmed Efendi, Vidinli Mustafa Efendi, Kara Halil Efendi ve Birgivi Hoca Şakir Efendi’den nakli ilimleri, Miralay Nûri Bey ve Müneccimbaşı Osman Sâbit Efendi’den de hesap, cebir ve hendese gibi akli ilimleri tahsil etmiştir.
Ahmed Cevdet Paşa’nın bilim tarihi açısından önemli olan yapıtı “Takvimü’l-Edvâr” (Dönemlerin Takvimi, 1870) adını taşır. Bu yapıtında Ahmed Cevdet Paşa, Şemsi ve Hicri takvim ilkelerini temele alan yeni bir takvim önerisinde bulunmuştur. Eser iki amaçla kaleme alınmıştır: Birincisi, yazarın kendi deyimi ile “Lisân-ı türki ilim lisânı olamaz diyenlere lisânımızın her şeye kâbil olduğunu ve bu lisân ile her fenden güzel eserler yazılabileceğini” göstermek, ikincisi ise yeni bir takvim önermektir.
Bu yapıttan anladığımız kadarıyla, Osmanlı Devleti’nin başlangıç dönemlerinde seneleri kameri, ayları şemsi olan bir takvim kullanılmış ve maaşlı askerlerin maaşlarına karşılık gelen gelirler ise kameri aylar itibariyle toplanmıştır. Ancak bu durum hazinede bir takım zorluklar ortaya çıkartmış ve hazine açık vermeye başlamıştır.
Bu ve buna benzer nedenlerle, Ahmed Cevdet Paşa başkanlığında, Müneccimbaşı Tâhir Efendi, Divân-ı Ahkâm-ı Adliyye âzâsından Vartan Bey, Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne hocalarından Miralay Vidinli Tevfik Bey, Rassâd Kombari ve Divân-ı Ahkâm-ı Adliyye memurlarında Şehbazyan Efendi’den oluşan bir komisyon kurulmuş ve bu komisyonun ulaştığı sonuçlar bir mazbata ile sadrazama sunulmuştur. Ancak bu öneri her nedense uygulamaya konulmamıştır. İşte, bu komisyon tarafından önerilen takvimin esaslarını, Ahmed Cevdet Paşa tarafından Takvimü’l-Edvâr’da anlatılmıştır.
Ahmed Cevdet Paşa’nın önerdiği takvim aslında, şimdiye kadar yapılan takvimler içerisinde en duyarlısı olan Ömer Hayyam’ın İsfahan Gözlemevi’nde tertip ettiği Celâli Takvimi’nden başka bir şey değildir. Yukarıda da belirtilmiş olduğu gibi, bu yapıtın en önemli yönlerinden birisi, Türkçe yazılmış olmasıdır.
Ahmed Cevdet Paşa’nın Türkçe’nin bilim dili haline gelmesine büyük önem verdiği ve bunu gerçekleştirmeye çalıştığı görülmektedir. Ona göre, Osmanlı lisânının aslı Türkçedir; fakat Farsça ve Arapçadan pek çok kelime alındığı için, üç dilden oluşan bir dil haline gelmiştir. Osmanlıca yalınlaştırılmalı, eserler açık bir dille yazılmalı, yeni terimler bulunmalıdır.
Etiketler: Bilim Adamları
Etiketler: Teknoloji ve Tasrım Dersi Yazıları
Etiketler: Teknoloji ve Tasarım Dersi Resimleri
Etiketler: Teknoloji ve Tasarım Dersi Resimleri
Etiketler: Teknoloji ve Tasarım Dersi Resimleri
Etiketler: Teknoloji ve Tasarım Dersi Resimleri
İlginç Türk Buluşları
Patent alan Türk buluşları arasında suda batırmayan mayo, asansörlü korniş, yangında hayat kurtaran asansör ve sobadan gaz sızmasını önleyen cihaz da var.
Ekonomik büyüme patent başvurularını artırdı. Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Yüksel Birinci, "Patent başvuruları son 3 yılda yüzde 50 artış gösterdi. Bu yılın ilk 8 ayında başvurular yüzde 80 arttı" dedi. Yüksel Birinci'nin verdiği bilgiye göre birçok ilginç buluş için de patent alındı. Bunların arasında, geriye sayaçlı trafik lambası, göz kamaştırmayan far, suda batmayan mayo, asansörlü korniş, yangın için sırt asansörü, yüzmeyi kolaylaştıran şort da var.Birinci'nin verdiği bilgiye göre ilginç buluşlar ve patent başvurularında belirtilen özellikler şöyle:Batmayan mayoMayonun orta kısmındaki kumaşın arasına, sıkıştırılmış köpük blokları yerleştirilmiş. Köpük suya karşı mukavemet gösterdiğinden mayoyu giyen çocuk bel kısmından sürekli yukarı doğru itiliyor. Bu buluşun bir benzeri de yüzmeye yardımcı olan şort. Deniz, yüzme havuzu, göl ve benzeri alanlarda, geliştirilmiş yapısıyla kişiyi su yüzeyinde tutmaya yardımcı oluyor.Asansörlü kornişAsansörlü korniş, perdelerin kolayca asılmasını sağlayan otomatik bir makara. Üzerindeki deliklerle lamaların tavana monte edilmesi kolaylaşıyor. Lama makaralarından gelen kayışlarla korniş üzerine somunlarla monte edilen küçük lama düzeneğinden oluşuyor. Kayışların serbest bırakılmasıyla korniş aşağı doğru iniyor, toplanmasıyla yukarı doğru çıkıyor.Gazı önleyen cihazÖzellikle rüzgârlı havalarda sobalardan gaz sızmasıyla meydana gelen ölümlere çare olarak düşünülmüş. Bir ucu soba borusuna, bir ucu baca çıkışına monte ediliyor. Sistem otomatik veya devamlı çalışıyor. Rüzgâr geriye teptiğinde hiç ısı kaybına neden olmadan gazları pervane yardımıyla dışarı atıyor.Sırt asansörüYangın çıktığında çok katlı binalardan hayat kurtarmaya yarıyor. Aşağıya indirilecek kişinin sırtına askı kemerleriyle takılan sırt asansörü, halatın ucundaki kancayla balkon veya pencereye tutturuluyor. Kendini boşluğa bırakan kişinin ağırlığıyla gerginleşen halat, makarayı döndürüyor. Makaranın dönüş hızı mekanik kısımdaki sıra dişlilerce yavaşlatılıyor. Yavaşlatılarak dönen makaradan boşalan halat, asansörle birlikte kişiyi de yere yavaş indiriyor.İklimlendiren ayakkabıAyakkabı tabanının imalatı sırasında içerisine açılan nakil kanallarının dışta kalan ağzı subaplı 5 aerosol kutusuna mevsime göre sıcak veya soğuk hava depolanıyor. Sistemde ayrıca mantar önleyici, ayak rahatlatıcı, koku verici preparatlar da yer alıyor.'Ödüllü mucitlerimiz var'2006 yılında, patent ve faydalı model belgesi almak için yapılan başvuruların 7 bin 500 adede yaklaştığını belirten Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Yüksel Birinci, başvurulardan 3 bin 500'ünün Türk vatandaşlarınca yapıldığını kaydetti. Türkiye'nin patent başvurularında Avrupa'da 11'inci sırada yer aldığını ve Türk mucitlerin uluslararası yarışmalarda ödül kazandığını ifade eden Birinci, şu bilgileri verdi:"Geçen yıl ilk defa katıldığımız buluş fuarı IENA'da Türk mucitleri çeşitli ödüller aldı. Bu yıl 2-4 Kasım 2007 tarihlerinde düzenlenen dünyanın en büyük buluş fuarında Türk mucitleri üç ödül aldı. Serbest kategoride Murat Nural, devrilmeyen merdiven sistemiyle altın madalya ve Ersin Doğan yüksek güçlü lazer buluşuyla gümüş madalya aldı. Gürcan Gürses de seramik filtre üretim yöntemi buluşuyla kolej ve üniversite kategorisinde gümüş madalya kazandı."Yerli patent başvurularının makine ve insan ihtiyaçlarında yoğunlaştığını belirten Birinci, yabancı başvuruların ise daha çok kimya ve ilaç alanında yapıldığını söyledi.'Patent almak ücretsiz'Patent başvurularını desteklemek amacıyla Türkiye Bilim ve Teknik Araştırma Kurumu'yla (TÜBİTAK) bir teşvik sistemi geliştirdiklerini kaydeden Birinci şunları söyledi:"Patent almayı neredeyse ücretsiz hale getirdik. Başvuru sahibi sadece 25 YTL ödedikten sonra, diğer ücretlerin tamamı TÜBİTAK tarafından hibe şeklinde karşılanıyor. Ayrıca, uluslararası başvurular için de bir kısmı hibe, bir kısmı kredili olmak üzere teşvik imkânı mevcut."'Erke için açıklama yapamayız'Türk Patent Enstitüsü'ne yapılan başvuruların, resmi patent bülteninde yayımlanıncaya kadar gizli kaldığını vurgulayan Birinci, kamuoyunda oldukça ilgi uyandıran 'Erke dönergeci' ile ilgili olarak şunları söyledi:"Patentin, patent bülteninde yayımlanma süresi 18 aydır. Bu süre, başvuru sahibinin erken yayın talebine göre öne alınabilir. Yayım gerçekleşene kadar başvuru konusu buluşla ilgili herhangi bir şekilde bilgi verilmez. Yayınla birlikte tüm kamuoyu buluştan haberdar olur. Erke Araştırmaları ve Mühendislik, başvuruda bulunduğunu basına bildirmişti.Bu durumda, ancak ilgili şirketin bir başvurusu olduğunu teyit edebiliriz. İçeriğiyle ilgili bilgi veremeyiz."
Etiketler: Teknoloji ve Tasrım Dersi Yazıları
Öğrencilerin ilginç ve yaratıcı fikirlere ulaşmalarında karşılaştıkları zorluklarda yaratıcı düşüncelerinin uyarılması amacıyla farklı tekniklerden yararlanılabilir.
Aşağıda sıralanan teknikler, öğrencilerin yaratıcı düşüncelerini ortaya çıkarmak amacıyla beyin fırtınası öncesinde 10’ar dakikalık kısa etkinlikler olarak uygulanabilir.
1. Bir kitaptan rastgele kelime bulma
Sınıfta bulunan herhangi bir ders kitabından faydalanılabilir. Kitabın herhangi bir sayfası açılarak rastgele bir kelime seçilir. Seçilen bu kelimeden beyin fırtınası ile somut bir nesneye ulaşılmaya çalışılır.
Seçilen kelime bir nesne ismi de olabilir. Ulaşılan nesne hakkında değişik fikirler üretilerek nesneye farklı özellikler kazandırılmaya çalışılır. Nesneye yönelik değişiklik düşünceleri ile öğrenciler bir buluşa da gidebilirler. Nesnenin özelliklerini değiştirme, geliştirme düşünceleri aynı zamanda nesneye yönelik bir inovasyon çalışması olarak da kullanılabilir.
Bu yolla öğrencilere olaylara ve nesnelere farklı bakış açıları kazandırılmaya çalışılır.
2. Rastgele bir resimden yola çıkma
Başlangıç noktası olarak herhangi bir kitap veya afişten bulunacak rastgele bir resimden yola çıkarak ilginç bir fikre ulaşılmaya çalışılır. Sınıfta bulunan herhangi bir kitaptan bulunan bir resim seçilir. Resim ile verilmeye çalışılan mesajların neler olabileceği ve resimden öğrencilerin ne anladığı hakkında bir beyin fırtınası yapılır.
Verilen mesajlardan ve bu resim hakkında öğrencilerin ortaya koyduğu düşüncelerden yola çıkarak somut bir nesneye ulaşılmaya çalışılır. Yapılan bu çalışmayla öğrencilerde somut bir nesneye geçiş için gerekli düşünme ve becerilerin geliştirilmesi amaçlanır.
3. Benzer durumlardan yola çıkma
Çözümünde zorluk çekilen herhangi bir problem, benzeri problemlerin çözüm süreçleri örnek alınarak çözülür. Öğrencilere elde ettikleri tecrübeleri farklı alanlarda kullanabilmelerine yönelik beceri kazandırılmaya çalışılır.
4. Konu hakkındaki gerçekleri ve bilgileri sıralama
Herhangi bir nesne ele alınır. Seçilen nesne hakkında var olan bilgiler sıralanır. Daha sonra bu bilgilerden yola çıkılarak nesneye daha farklı özellikler kazandırılması amacıyla bir beyin fırtınası yapılır. Bu şekilde öğrencilerin var olan nesneler hakkındaki bilgilerini, farklı amaçlarla kullanabilme becerilerinin geliştirilmesi sağlanır.
5. Tersi durumu düşünme
Çözüm bekleyen bir sorun ele alınır. Daha sonra bu sorunun çözümü üzerinde sınıf içerisinde bir beyin fırtınası yapılır. Beyin fırtınası ile bir çözüme ulaşılamazsa seçilen sorunun tersi durum, çıkış noktası olarak ele alınarak beyin fırtınasına devam edilir.
Bu şekilde öğrencilerin karşılaşılan bir problemin çözümünde farklı düşünceler oluşturabilme becerilerinin geliştirilmesi sağlanır. Örneğin; susuzluk problemi bir beyin fırtınasında çözüme ulaştırılamamışsa bu kez fazla suyun, bir problem olduğundan yola çıkılarak bir beyin fırtınası düzenlenir.
6. İki farklı sözcükten yola çıkma
İki farklı sözcükten yola çıkılarak yeni veya yaratıcı bir fikre ulaşılır. Bu amaçla rastgele iki sözcük bulunur ve bu sözcükler arasında ortak bir ilişki kurulmaya çalışılır.
Ortak ilişkilerin neler olabileceği hakkında bir beyin fırtınası yapılır, üretilen fikirlerden yola çıkarak farklı özelliklere sahip daha önce var olmayan ya da var olan bir nesneye farklı özellikler kazandırılmaya çalışılır. Örneğin; uçak ve halı sözcüklerinden uçan halı vb.
7. Çözümden soruna gitme (tersine mühendislik)
Çözümden soruna gitme yönteminde önce var olan bir çözüm ele alınır. Daha sonra bu çözümün hangi sorunların da çözümü olabileceği düşünülür. Bu şekilde bir çözümün birden fazla soruna çözüm getirebileceği düşüncesi öğrencilerde oluşturularak farklı teknoloji alanlarındaki gelişmelerin bütün teknoloji alanlarında değerlendirilmesi sağlanır. Bu şekilde öğrencilerde disiplinler arasında ilişki kurabilme ve bunları kullanabilme becerilerinin geliştirilmesi sağlanır.
8. Farklı bir duruma girme
Öğrencilerin çekingenlikten veya sosyal sınırlamalardan uzaklaşarak yeni düşünceler geliştirmeleri amaçlanır. Bu teknikte öğrenciler ele aldıkları bir soruna çözüm önerileri oluşturmak amacıyla, bulundukları mevcut sosyal konum dışında bir kimliğe bürünerek çözüm önerileri geliştirirler. Sorunun ait olduğu çevre veya meslek dışında farklı bir çevrede veya meslekte olma durumlarını hayal ederek soruna çözüm önerileri geliştirirler. Bu şekilde öğrencilerde bir soruna çözüm bulmada farklı bakış açıları getirme becerilerinin geliştirilmesi sağlanır.
Etiketler: Teknoloji ve Tasrım Dersi Yazıları
Etiketler: Anıtkabir Fotoğrafları
Etiketler: Atatürk Resimleri









